Kültür Turizm

Maden Müzesi: İlk olarak 1880’li yıllarda üretime açılan ve günümüzde Türkiye Taşkömürü Kurumu’nca eğitim ocağı olarak kullanılan alan, Madencilik Müzesi yapılmak üzere projelendirilmiş ve inşaat çalışmalarına başlanılmıştır. Ocakta yaklaşık 1 km uzunluğunda yer altı açıklığı bulunmakta olup, yer altı kuyusu hariç bütün madencilik üniteleri mevcuttur.

 

Çaycuma

Filyos (Tios / Tieion) Örenyeri: Filyos tarih boyunca Tios, Tieion, Tianon, Tium gibi farklı isimlerle anılmıştır. Antik dönemde Bithynia ile Paphlagonia Bölgeleri arasındaki geçiş noktasında bulunan Tios / Tieion Antik Kenti; bugün Zonguldak Çaycuma İlçesi, Filyos Beldesi’nde bulunmaktadır. Antik yazarlarca M.Ö. VII. yüzyılın ikinci yarısında, Tios adlı bir rahip tarafından, bir Miletos kolonisi olarak kurulduğu söylenen ve Hellenistik Dönem boyunca Herakleia Tiranlığı ile Bithynia ve Pontus Krallıkları’na bağlı olan kent, M.Ö. 70’te Romalılar’ın hâkimiyetine girmiş, Bizans Dönemi’nde ise önemli bir dinî merkez konumuna ulaşmıştır.

Tios Kenti kazıları, 2006 yılından beri Kdz. Ereğli Müzesi ve Trakya üniversitesi Arkeoloji bölümü tarafından yürütülmektedir. Kentte Prof. Dr. Sümer Atasoy’un başkanlığında, 2006 yılında başlayan ve günümüze değin devam eden bilimsel arkeolojik kazılar ve kent alanında yapılan çevre yüzey araştırmalarında, Hellenistik Döneme tarihlenen sur duvarları, Roma-Bizans dönemine ait yapı kalıntıları, Roma dönemi sikkeleri ve çanak-çömlek parçaları ortaya çıkarılmıştır (Öztürk, 2011). 2009 yılında yapılan kazılarda Arkaik döneme ait (M.Ö. 76) siyah ve kırmızı figürlü çanak çömlek parçaları ile Ortaçağ’a ait (M.S.1214’e tarihlenen) 30 değişik tipte sırlı çanak-çömlek parçaları bulunmuştur.

Tios Kenti kazılarından elde edilecek bilgi ve belgeler, Karadeniz tarihi ve arkeolojisi için büyük önem taşımaktadır. Çünkü Tios, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında kazılan ilk ve tek antik kenttir. Yapılan kazılar sonucunda yolları, meydanı, hamamı, dini yapıları, evleri, depoları, dükkânları, mezarlarıyla büyük bir kentin ortaya çıkarılacağı tahmin edilmektedir.

Foto: Kerem Öztürk


Devrek

Devrek Bastonu: Devrek bastonu ile ilgili en eski yazılı belge 1892 tarihli Kastamonu Salnamesinde bulunmaktadır. Bu tarihi belgede Devrek ve çevresinde yapılan elişi sandık ve benzeri ürünlerin yanında kızılcık dalından yapılan ‘‘baston’’dan da övgü ile bahsedilmektedir. Ahşap sanatında kendini geliştirmiş olan Devrek’li zanaatkâr ve ustalar Osmanlı sarayının marangozhanesinde görev yapmışlardır.

Bastonun ana malzemesi olan ağaç ormanlık bir bitki örtüsüne sahip olan Batı Karadeniz Bölgesi’nde bol olarak bulunmaktadır. Bitinya ve Paflagonya arasında kalan Batı Karadeniz Bölgesi antik çağda köknar, meşe ve kayın ormanlarıyla ünlüdür. Devrek ormanlarının vazgeçilmez ağacı olan köknar, meşe, kayın, çam ve selvi kutsal Hitit metinlerinde de yer almaktadır.

Klasik Devrek Bastonu, tamamen el sanatı ürünüdür. Gövdesi kızılcık, sapı ceviz ağacı olup, genellikle gövdesinde başları sap kısmına doğru dolanmış iki yılan motifi bulunmaktadır. Günümüzde değişik biçim ve malzemeden yapılmış saplar ve gövdesinde boya, gümüş, sedef, bakır işlemeli motifler bulunan bastonlar yapılmaktadır. Devrek bastonunu diğer bastonlardan ayıran en önemli özellik, baston ile baston sapının farklı malzemelerden yapılmasıdır. Devrek bastonlarının ucuna manda boynuzu takılır. Devrek bastonunda yılan, kartalbaşı, keçi ayağı, baklava dilimi sembolleri bulunmaktadır.

Foto: Kerem Öztürk
 

Kdz. Ereğli

Cehennemağzı Mağaraları Örenyeri: Kdz. Ereğli İlçesi İnönü mahallesinde bulunan Cehennemağzı Mağaraları yanyana sıralanmış üç mağaradan oluşmaktadır. Bu mağaralarda bulunan kalıntılar, erken-Hıristiyanlık döneminin izlerini taşıyan motiflerle süslüdür.

Elpek Bezi Dokumacılık Sanatı: Antik çağın önemli uygarlıklarından biri olan Friglerin etkisiyle yörede yaygınlaşan keten dokumacılığının geçmişi oldukça eskidir. Karadeniz Ereğli’nin ünlü Elpek Bezi de bu sanatın en naif örneklerinden biri olarak keten dokumaları kategorisinde önemli bir yere sahiptir. Yörenin bu konudaki ünü, Kâtip Çelebi’nin ünlü “Cihannüma” adlı eserinde de belirttiği gibi, Osmanlı donanması için ürettiği yelken bezi dokumacılığından kaynaklanmaktadır. Ketenden elde edilen Elpek Bezi yüzyıllardır giyim malzemesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde yöresel nakışlarla süslenerek, yelek, buluz, çanta ve hediyelik eşya biçiminde değerlendirilmektedir. Elpek Bezi, yörede sanayi gelişip, dokumacılıktan ve keten tarımından vazgeçilinceye kadar önemini korumuştur. Gelişen tekstil teknolojisi ve ürünleri ile rekabet edemeyen Elpek Bezi 1940–1950 yıllarında kaybolma sürecine girmiş ancak 50 yıl aradan sonra yeniden kamu kurumlarının desteği ve özel girişimcilerin gayretleriyle canlandırılıp yaşatılmaya başlanmıştır. Elpek bezi günümüzde Ereğli’yi temsil eden hediyelik turistik bir ürün haline gelmiştir.

Foto: Can Çetin

Önceki Sayfa